Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

4 ÇOCUK ANNESİ AYŞE KULİN

4 çocuk annesi Ayşe Kulin
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
14.12.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

Ayşe Kulin'in nasıl bir anne olduğunu ve son kitabını merak edenlere...

Çağdaş edebiyatın başarılı kadın yazarlarından Ayşe Kulin, son kitabı Gizli Anların Yolcusu ile okuyucularına yeniden kavuştu. Kitap hakkında merak ettiklerimizi sorduğumuz Kulin ile aynı zamanda 4 çocuğu olmasından yola çıkarak anneliğini de konuştuk. 

4 tane erkek çocuk yetiştirmiş bir anne olarak hiç kız evlat özlemi çektiniz mi? Sizce erkek annesi olmanın en güzel yanları neler?

Hem de nasıl! Bunca oğlanı niye doğurdum sanıyorsunuz? Hep bir kız olur umudu ile… Erkek çocukla kız çocuğunun bir anne için tek farkı, oğlanın kendine bir sevgili ya da eş bulduğunda, hayatınızdan çıkıp gitmesi.

Anne oluşunuz yaptığınız işi nasıl etkiledi? Neler kattı, neler götürdü?

Anne olmamın işime hiç bir olumsuz etkisi olmadı. Tersine, gençlerle birlikte yaşamanın, onların dilini, arzularını ve hayallerini anlamaya çalışmanın artıları oldu hep.

2 ayrı evlilikten 2’şer çocuk yapmak ve kariyerinizi sürdürmek, dönemin koşullarını düşününce çok cesurca ve güçlü olmayı gerektiren bir durum. Size güç veren şeyler nelerdi?

Çocuklarımı bir arada tutmak, en iyi şekilde yetiştirmek hedefi bana güç verdi. Onları önce birbirlerini sonra tüm insanları seven, merhametli, düşünceli ve ilkeli birer genç adama dönüştürme çabasıyla ayakta kaldım.

    

Çocuklarınızın yaşları birbirlerine oldukça yakın. Büyütürken zorluklar yaşadınız mı? Kısaca anlatabilir misiniz o yılları?

Onların yaşının yakın olması avantaj oldu. Beş yaş arayla dört çocuğum olsaydı, yirmi yıl boyunca küçük çocukları olan bir anne olurdum. Oysa aralarındaki yaş farkı bir yaş dahi değildi. Bu nedenle iki takım halinde birbirleriyle oynayarak, oyalanarak çabuk ve kolay büyüdüler. Seyahatlere çıkacağım zaman annemle babam gelip evimizde kalırlar, çocuklara kol kanat gererlerdi, gözüm arkada kalmazdı. Annemle babam hayatım boyunca bana hep destek oldular zaten.

“Babalarından ayrılmasaydım, bunları yaşamazlardı”

Çocuklarınızın yetiştirilmesiyle alakalı olarak “Keşke şunu yapmasaydım/yapsaydım” dediğiniz şeyler oldu mu? İlk çocuğunuz ile sonuncusu arasında geçen deneyimler size en çok neyi öğretti?

Büyük çocuklarımın sonraki yıllarda başına gelenlere baktıkça “Babalarından ayrılmasaydım, bunları yaşamazlardı” diye düşündüğüm çok oldu. Ama hiçbir anlamda ve konuda anlaşamayan iki insanın birlikteliği de mümkün değildi. Bu gün sonuca baktığımda, benim dünya görüşümle yetişmiş iki oğlumun aileleriyle ve başarılarıyla gurur duyuyorum. "Her şerde hayır vardır" diye boşuna dememişler.

İlk çocuğumla son çocuğumun yetişmesi konusunda, benim açımdan büyük bir farklılık yoktu. Yemek ve uyku saatlerine, gıdalarına, başkalarıyla olan ilişkilerinde özene, ödevlerini günü gününe yapmalarına titizlenen ama onları tamamen serbest bırakan bir anneydim. Çekmecelerini, özel mektuplarını, hatıra defterlerini asla karıştırmadım. Büyürlerken arkadaş ve sevgili seçimlerinde, hafta sonu gezmelerinde onları çok serbest bıraktım. Sonradan eşlerini de kendileri seçtiler.

Çocuklarınız arasındaki bağı ayakta tutmak için neler yaptınız?

Özel bir çaba sarf ettiğimi sanmıyorum. Her ana oğlun arasındaki doğal, sevecen ilişkiyi yaşadım çocuklarımla. Uzun süredir çocukluktan çıktıkları için, aramızda çok güzel bir arkadaşlık var. Birlikte çok eğleniriz.

Türk edebiyatının güçlü isimlerinden birinin oğlu olmak çocuklarınızı nasıl etkiledi? Sizin edebiyata yönlendirmeniz oldu mu onları?

Valla bu soruyu onlara sorun. Aralarından sadece Kerim’in yazıya yeteneği vardı. İlkokul yıllarında yazdığı şiirleri çocuk dergilerinde yayınlatmıştık. Hala kendini yazıyla iyi ifade eder. Selim çok güzel resim yapardı. Grafik tasarım alanında eğitim görmesini isterdim ama o antropolojiyi seçti. Ali gitar çalardı, okul piyeslerinde rol alırdı, Mete ise tam bir spor canavarıydı. Aslında dördü de çok iyi kayak ve su kayağı yaparlar. Belki ilerde bir gün emekli olduklarında yeteneklerinin doğrultusunda hobiler edinirler.

              

Ben çocuklarımı onların yetenekleri dışında hiç yönlendirmedim diyemiyorum çünkü üniversite yıllarında cep harçlıklarını kazanmaları için, yaz ayları boyunca onlara bankalarda iş buldum. Selim hariç üç oğlum da hayata bu şekilde atıldı neticede. Bir şikayetleri yok ama bu gün bulundukları yerlerde benim de istemeden parmağım oldu.

“Gelinlerimle gül gibi geçinip gidiyoruz”

Kıskançlık duygunuz olmadığından evliliklerinizin tehlikeye girdiğine değinmişsiniz bir röportajda. Gelinlerinize bu konu ile ilgili öğüt verir misiniz? Özetle nasıl bir kayınvalidesinizdir?

Gelinlerime “kocalarınızı kıskanın” öğüdünü elbette vermem. Kıskançlık duygusu insanın ömrünü yer. Gelinlerimin benim öğütlerime zaten hiç ihtiyaçları yok. Evliliklerini sürdürdüklerine göre, hepsi benden daha akıllı ve daha iyi birer ev kadını. Onlara akıl vermem, evlerine habersiz gitmem, kocalarıyla kavgalarına hiç karışmam, bir anlaşmazlık varsa hep gelinlerin tarafını tutarım, çocuklarını yetiştirme tarzlarını beğenmediğim durumlarda dahi tenkit etmem. Yaptıkları yemekleri överim, çok da iyi yemek yapar hepsi. Böylece gül gibi geçinip gideriz.

Torunlarınızla aranız nasıl? Bakımlarında yardımcı olur musunuz hiç?

Torunlarımla aram harika! Yirmi yaşına girecek olan en büyük torunumla yaz başında bir ay baş başa kaldık İstanbul’da. Nasıl gezdik, eğlendik ve güldük, anlatamam. Bir ve iki yaşındaki en küçüklerinin bakımına yardımcı olmaya çalışıyorum. Haftada bir kaç gün görürüm onları, bazen bende de kalırlar. Tek üzüntüm çoğunun benden uzakta yaşaması. Üçü burada, beşi yurt dışında yaşıyor. Ama her yaz, mutlaka bir araya gelip cümbür cemaat bir tatil yapıyoruz birlikte. Komşular gürültümüze nasıl dayanıyorlar, bilmiyorum.

Biraz yaşam tarzınıza değinir misiniz?

Yaşam tarzım: Yazma, okuma, mesleğin mecburiyeti olan yolculuklar, çocukları görmek için çıkılan daha keyifli yolculuklar, torun, tosun, çoluk çocuk, eş- dost, bol kitap, tiyatro ve konser!

Kalabalık bir aileniz var. Günlük yaşamınızda bu kalabalıkta olmaktan hoşlanır mısınız yoksa yalnızlığı mı tercih edersiniz?

Günlük yaşamımda sabahın erken saatlerinden öğlene kadar geçen süreç, çalışma zamanımdan oluşuyor. Torunlara ya da kitapla ilgili bir yere gidilmeyecekse, çalışma tüm güne yayılıyor. Çoğu kez de çalışmasam dahi yalnız kalmak istiyorum. Yazar zaten kişilik olarak, iç sesini dinlemek zorunda olan, yalnız bir insandır.

“Kitabı ulvi bir amaçla yazmadım”

Son kitabınızdan da bahsetsek… Gizli Anların Yolcusu neyi anlatmayı amaçlıyor? Biraz anlatır mısınız?

Gizli Anların Yolcusu, sıradan bir ailenin içinde yaşananları anlatan bir roman. Herhangi bir ulvi amaçla yazılmış değil, mesaj vermek adına hiç değil.

Romandaki erkek karakter bir gün bir genç erkeğe aşık oluyor. Bu aşkın, kadınla erkeğin arasındaki aşktan farkı yok. Her birbirine aşık iki insan gibi, İlhami ve Bora da birbirlerini arzu ediyorlar, özlüyorlar, kıskanıyorlar, sakınıyorlar, birbirlerini hoş tutmak istiyorlar. Romana illa bir misyon yüklenecekse, dünya kuruldu kurulalı her toplumda ve elbette bizim toplumda da var olan bir durumun bir kez daha kaleme alınmış olmasının yaratacağı empati duygusu diyebiliriz buna. Eşcinsel aşk ilk kez yazılmıyor ama edebiyata taşınma oranı, toplumdaki eşcinsellerin sayılarıyla orantılı değil.

Yıllardır araştırma gerektiren romanlar yazıp duruyordum. Bir nefes alayım, tamamıyla kurgu bir aşk romanı yazayım dedim, elimden bu roman çıktı. 8-9 dokuz ay içinde yazdım, Ekim başı yayıncıya teslim ettim.

Bu kitapta sizce okuyucuları şaşırtacak en önemli unsur hangisi?

Kitabın 150. sayfasına doğru, metresiyle karısı arasına sıkışmış İlhami’nin kendini genç bir çocuğa sırılsıklam aşık bulması okuyucuyu şaşırtmıştır herhalde.

İlk kez Ayşe Kulin’in kitaplarını okuyacak kişilere hangi kitabınızla başlamalarını önerirsiniz?

Beni okura, ödüllü öykülerim ve Nurettin Selçuk biyografim değil, dördüncü kitabım olan Adı Aylin taşıdı. O kitapla tanındığım için Adı Aylin’i, beni tanımak isteyenlere ise Hayat ve Hüzün’ü okumalarını tavsiye ederim. Çünkü bu kitapta sadece kendimden, ailemden ve ilk kırk yılımda ülkemde yaşananlardan söz ediyorum.

Değerli paylaşımlarından ötürü Ayşe Kulin’e çok teşekkür ederiz.

Röportaj: Hanife Yaşar

Yayın tarihi: 14.12.2011
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (14)

AYŞE HANIM BENİMDE YILLARDIR KEYİFLE OKUDUĞUM ÇOK DEĞERLİ YAZARLARDAN BİRİDİR. BAŞARILARI DAİM OLSUN İNŞALLAH.

19.12.2011 10:26:53 aynadaki ben

gizli anların yolcusu adlı kitabınızı bitirmek üzereyim süper..

18.12.2011 20:20:24 sukriye dikimoglu
14 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER