Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

DOĞRU NEFES ALIYOR MUSUNUZ?

Doğru nefes alıyor musunuz?
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Yonca Tabak’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

Nefes kapasitenizin sadece %30’unu kullanıyorsunuz.

Çoğu sağlıklı insan normal ve sakin bir soluk alışta nefes kapasitesinin yalnızca %30’una kadarını kullanabiliyor. 3-4 yaşlarından itibaren doğal nefes alışkanlığının bozulduğunu belirten Çocuk Sağlığı, Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, doğru nefes almanın önemi hakkında bilgiler verdi.

Bir bebeğe ilk doğduğu anda hediye edilen doğal nefes; karından başlayarak, önce karnın sonra göğsün bir dalga gibi inip kalkması ile seyreden sakin ve akışkan bir nefestir. Çocuğun 3- 4 yaşlarına gelmesi, kendini ve çevresini tanıması ve korktuğu anlarda nefesini tutmaya başlaması ile birlikte bu doğal nefes alışkanlığı giderek bozulur. Erişkin bir birey olunduğunda, karın nefesi kaybolur ve kişi artık sadece göğüs kafesi ile nefes alır hale gelir. Yani nefes alındıkça yalnızca göğüs inip kalkar.

Derin nefes almamız söylendiğinde, karnımızı içeri çeker, omuzlarımızı kaldırır, göğsümüzü dışarı çıkarırız. Bu çaba ile bile, göğüs nefesi ile sınırlı kaldığımız için yüzeysel bir nefes alış söz konusu olur. Bu şekilde kişi akciğer potansiyelinin çok azını kullanabilir ve solunum fonksiyon testlerinde ortaya çıkan sonuçların da gösterdiği üzere çoğu sağlıklı insanın normal ve sakin bir soluk alışta nefes kapasitesinin yaklaşık yüzde 30'u kadar nefes alabilir.

Az nefes, az yaşam demektir!

Astım gibi nefes almanın iyice zorlaştığı hastalıklarda bu kapasite iyice azalır ve az nefesin aynı zamanda az can, az yaşam, az sağlık demek.

Karın nefesi aynı zamanda diyafram nefesi olarak da bilinir. Üflemeli çalgı çalanlar, opera veya şan gibi yoğun nefes gereken işlerle uğraşanlar nefeslerini bilinçli bir şekilde yeniden diyafram/karın nefesine döndürürler. Şu bir gerçektir ki; göğüs nefesi yüzeysel nefes almayı sağlarken, diyafram-karın nefesi çok yoğun ve derin nefes almayı sağlar. Derin ve etkili nefes almadığımızda tüm vücutta farkında olmadan oksijen eksikliği belirtileri baş gösterir ve bu durum da halsizlik, kas ağrısı, mide asidi artışı, depresyon, huzursuzluk, akciğer problemleri, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve sağlıksız bakterilerin artışı ile beraber, alerji ve kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalık ve enfeksiyona zemin oluşur.

Çocukluk döneminde nefes alışkanlığı değişmeye başlıyor

3 yaşından sonra bozulmaya başlayan nefes alışkanlığı, özel nefes eğitim çalışmaları ile geri döndürülebiliyor. Bu çalışmalarda diyafram rahatlatılarak yeniden esneklik kazandırılıyor; nefes akciğerlerin en alt noktalarına kadar inmeye başlıyor ve en önemlisi de bu nefes alışkanlığı kalıcılaştırılarak normal hayatta da maksimum düzeyde oksijenin vücuda gitmesi sağlanıyor. Bu nefes eğitimleri sonunda nefes yeniden doğal ve diyafram katılımı ile alınmaya başlandığında tüm vücutta bol oksijen dolaşımı sağlanıyor.

Oksijenin getirdiği hücre yenilenmesi ile de bağışıklık sistemi güçleniyor; nefes alışımızla ilgili olabileceğini hiç düşünmediğimiz pek çok sorun ortadan kalkıyor; enfeksiyonlara direnç kazanılıyor; midede yanma, reflü ve astım yakınmaları kendiliğinden azalıyor.

Yayın tarihi: 21.11.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.