Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

YARATICILIK DOĞUŞTAN MI GELİR?

Yaratıcılık doğuştan mı gelir?
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
07.04.2011 - 10:00 | Son Güncelleme:

Spontanite tiyatrosu yaratıcılık demek!

Her insanın doğuştan yaratıcı olduğunu ve çözüm üretebilme yetisinin olduğunu biliyor muydunuz? Psikodrama Terapisti ve Eğitimcisi Deniz Altınay, spontanite tiyatrosu ile insanların yaratıcılıkları arasındaki ilişkinin çok güçlü olduğunu söyledi ve tüm sorularımızı yanıtladı.

Spontanite tiyatrosu nedir?

Spontanite tiyatrosu psikodramanın kurusucusu Moreno’nun bir uygulamasıdır. Bu çalışmalara Viyana’da başlıyor. Moreno felsefesinde yaratıcılık çok önemli bir kavram. Psikodrama üç önemli kavram üzerinde duruyor; yaratıcılık, spontanite ve eylem. Çocuklarda kullanmamızdaki amaç da bu.

Bu üç kavram çocuklarda en üst durumda. Yetişkinler bunu kaybediyor. Dolayısıyla Moreno diyor ki; öyle bir oluşum olmalı ki, herkesin yaratıcı olduğu her şeyin spontan geliştiği ve eylem içinde yapılsın. Bu noktada tiyatroyu keşfediyor ve oyuncuların, seyircilerin, yöneticinin yaratıcı olduğu ve spontan gelişen bir tiyatro yaratma fikriyle yola çıkıyor. Adına da spontanite tiyatrosu diyoruz.

Uygulama nasıl gerçekleşiyor?

Spontanite tiyatrosunda seyircilerin duygularını, düşüncelerini ve öykülerini oynuyoruz. Tabii ne oynayacağımızı bilmiyoruz, seyirci ne paylaşacak bilmiyoruz, oyuncular da ne oynayacaklarını bilmiyorlar. Böylece yaratıcı ve spontan bir tiyatronun çerçevesi çizilmiş oluyor. Yönetici, beş oyuncu, bir müzisyen ve seyirciler var. Seyirciler kendi aralarında küçük bir tanışma yaptıktan sonra (bunu yönetici sağlar) nasıl geldiler, hangi duygularla orada oturuyorlar konuşmasını yapar ve oyun başlar.

Oyun başladığı andan itibaren söylenen her şeyi 7-8 tane önemli teknikle oyuncular oynamaya başlar. Böylece seyirciler kendilerini söyledikleri şey üstünden sahnede izleme şansı bulurlar. Tabii aslında büyük bir lüks bu. Beş kişi sizi oynuyor.

    

Duygular düşünceler paylaşıldıktan sonra öyküyü anlatan kişi sahnedeki oyunculardan öykünün içindeki karakterleri seçer. Öyküler de bu şekilde sahnelenmeye başlar. Bu seçimler çok önemlidir. Çünkü her şey seçimler üstünde duruyor hayatımızda. Kişinin bütün seçimlerini bilebilseydik, onun geleceğinin ne olacağını kestirebilirdik. Hiç fala gerek kalmazdı. Seçimlerimiz kaderimiz oluyor. Böylece spontanite tiyatrosu herkesin kendisini yeni baştan gözden geçirmesini sağladığı bir oluşum olarak gösterilerini sunuyor.

Biz İstanbul Spontanite Tiyatrosu olarak aşağı yukarı 10 yıla yakın süredir eğitimler ve gösteriler planlıyoruz. Birçok festivale katıldık şimdiye kadar; belediye festivalleri, şehir tiyatroları vs. Onun dışında gösteriler yapıyoruz ve birkaç ekip yetiştirdik burada.

Tiyatro kurslarından ne farkı var bu çalışmaların?

Spontanite tiyatrosu bambaşka bir şey. Biz orada ne kadar iyi bir diksiyonla konuştuğumuza, sahneyi ne kadar başarıyla kullandığımıza bakmıyoruz. Hazır bir metni ezberleyip oynamıyoruz, hayali karakterleri de canlandırmıyoruz. Seyircilerin öykülerini oynuyoruz. Bu bambaşka bir yere götürüyor.

Kişilerin kendilerini oynamaması gerekiyor. Tiyatro sanatçısı hele bir de sürekli aynı oyunu oynuyorsa, bir süre sonra bir konserve durumunun içinde kalıyor, memurlaşma oluyor ister istemez. Bunun için de yaratıcılık çok yer almamaya başlıyor. Moreno’nun karşı çıktığı konu bu zaten. Herkesin, her an yaratıcı olduğu bir durum yaratmak, anda olmak bununla ilgilidir.

Bir repliği unutursanız spontan olarak oraya bir şey sokuşturup devam edeceksiniz ama bu spontanlık değil. Bunun adı yaratıcılık değil. Dolayısıyla eğitimi de çok farklı. Bilinmeye hazırlıklı olmaları için ekip eğitim alıyor. Örneğin; Shakespeare oynarken başrol oyuncusu aslında onun yedeği olabilir. Bizde öyle bir şey olmaz. O ekibin içine bir kişi soktuğunuz da o ekip bozulur. Onların çok uzun zaman birlikte, çok fazla deneyim geçirmiş olmaları gerekiyor eğitimin içinde. Bu anlamıyla da tiyatro eğitimlerine hiç benzemez.

Seyircilerin içinden ekibe katılmak isteyen çıktı mı?

Çıktı ve hatta bizim daha önce ki ekibimizin içinde dansçı, üniversite öğrencisi ve mühendis de vardı. Ondan sonra başka işler peşinde koştukları için yeni ekipler, yeni elemanlarla devam ettik. Hiç psikoloji veya psikodramaya ihtiyaç yok. Hiç bir konuyla hiçbir bağlantısı olmadan da spontanite tiyatrosu oyuncusu olabilir bir kişi.

            

Ekibe katılanlarda nasıl bir gelişme kaydediyorsunuz? 

Çok büyük bir gelişme kaydediyorlar. Bir kere kaygılarında büyük düşme olur, daha spontan daha yaratıcı olurlar. Zaten işin amacı o. Empati yetenekleri ve sezgileri gelişiyor.

Kendini yaratıcı olarak görenler mi geliyor?

Yaratıcı olamayan, spontan olamayan, bedenini kullanamayan, yakınlaşamayan, duygularını açamayan, başkalarına sarılamayan insanların daha çok geldiğini biliyoruz. Eğitimlere geliyorlar, biraz düzelmek için ama bunlar tedavi grupları değil. Tedavi olmak isteyeni psikodrama gruplarına alıyoruz. Ama bu eğitimin içinde bile size sözünü ettiğim gelişmeleri görürüz.

Herkes yaratıcı olabilir mi?

“Ben yaratıcı değilim” düşüncesi yaratıcılığı engelliyor zaten. Herkes gayet yaratıcı ve spontan doğuyor. Sonradan bozuluyoruz aslında ve bozulan bir şeyi tamir etmek mümkün. Yaratıcı olmayan, spontan olmayan bir insan olamaz çünkü hayatta kalamaz öyle olmasa.

Hazırlayan: Hanife Yaşar

Yayın tarihi: 07.04.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.