Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

UNUTMAK ÇÖZÜM MÜ?

ACILARIMIZ, ÜZÜNTÜLERİMİZ; UNUTMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ O KADAR ÇOK ŞEY VAR Kİ...

Unutmak çözüm mü?
1038 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Ömer Yalçın’ YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Psikolog ve Refleksolog
 
 

Geride kalan şeyleri unutmak mı yoksa kabullenmek mi gerekir? Peki, hangisidir zor olan? Psikolog Ömer Yalçın, “Unutmaya çalışmak canlı tutmaktan başka bir şey değildir aslında” diyor ve konuyla ilgili çözüm önerilerini sunuyor…

UNUTMAK YERİNE KABULLENMELİ

Korkularımız, acılarımız, üzüntülerimiz, hüsranla biten aşklarımız, olumsuz deneyimlerimiz, unutmaya çalıştığımız o kadar çok şey var ki... Hatırlamaya çalışmak yerine unutmayı seçmek ne büyük bir trajedi insanoğlu için. Şimdi geçmişinize dönüp sizi en çok rahatsız eden şey neydi söyler misiniz? Genellikle unutmaya çalıştığımız o durumu anımsarız. Bu soru karşısında belki biraz düşündükten sonra, en mutlu olduğunuz anlar ne kadar da az aklımıza gelir. Unutmaya çalışmak canlı tutmaktan başka bir şey değildir aslında. Birebir olayı hatırlamasanız bile geçmişe dönüp baktığınızda, unutmaya çalıştığınız olayın yaşattığı duygular bugünkü hayatınıza yön verir. Unutmak söz konusu değildir, kabullenmek ve yoluna devam etmek esas olmalıdır.

ÖNEMLİ OLAN DUYGULARIMIZLA YÜZLEŞMEK

Anne karnında beyin oluşumu tamamlandığı andan itibaren yaşadığımız her şey, her duygu kaydedilmeye başlar ve beyin hasarı olmadığı müddetçe bunların silinmesi pek mümkün değildir. O zaman kötü olayları, anıları, duyguları unutmaya çalışmaktan çok iyi olanları hatırlamaya çalışmak daha doğru olacaktır. Bu "ters psikoloji" ile açıklanır çoğu zaman. Şimdi çilek düşünmeyin dersem ilk aklımıza gelen duyguları kodlama biçiminize göre, çileğin, kokusu, tadı, şekli, ya da yediğinizde hissettiğiniz şey olacaktır. Bir olay karşısında verdiğiniz kararın kendisinden çok kararlılığın yoğunluğu sizi o olayla daha da bütünleştirecektir. Sizi kıran ve görüşmek istemediğiniz birisine karşı verdiğiniz tepkiyi ele alalım. Kesinlikle onu aramayacağım kararına ne kadar yoğun odaklanırsanız, aramama ihtimalinizi o kadar düşürür ve dayanamaz ararsınız. Burada yapılabilecek şey o düşünceden uzaklaşıp, zihnimizi başka düşüncelerle meşgul etmek olabilir. Bu yüzeysel bir çözümdür. Önemli olan duygularımızla yüzleşmek ve kabullenmek olacaktır.

GÜÇLÜ OLDUĞUMUZ ANLARI HATIRLAMALIYIZ

Korkularımızı unutmaya çalışmak veya onlardan kaçmak bizi asla korumaz, aksine onların güdümünde bir hayat yaşamamıza neden olacaktır. Korkularımızla yüzleştiğimizde, onları tanımlayabilip farkındalık geliştirdiğimizde yenebilir ve hayatımıza unutmaya çalıştığımız bir korku ile değil her zaman hatırlayacağımız cesaretli bir kararın verdiği güvenle devam edebiliriz. Özellikle olaylara veya duygulara verdiğimiz yoğun tepkiler birtakım yaşamsal körlüklere neden olacaktır. Kötü olanı unutmaya çalışırken büyüterek asıl yaptığımız gölgesinde kalan iyi şeyleri görmezden gelmek olacaktır. İçimizdeki nefret duygusu baskın olduğu müddetçe iyilikleri hatırlamak ve görmek pek mümkün olmayacaktır. Sizi harekete geçiren şey sevgiden çok nefret ve sinir duyguları ise bir şeylerin ters gittiğini bilmeniz gerekiyor. Düşüncelerinizi, yaşamınızı, algılarınızı, bildiğinizi zannettiğiniz şeyleri gözden geçirmeye başlasanız iyi edersiniz. Yüreğinizde nefret ve sinir hakim olduğu müddetçe, mutluluk ve huzur yaşam sınırlarınızın içerisine sadece kısa süreli bir misafir olarak dahil olacaktır. Unutmak bir çözüm değildir; doğru, güzel, umutlu, mutlu ve güçlü olduğumuz anları hatırlamak ve yaşatmaktır mühim olan.

YAŞAMAK İSTEDİĞİNİZ HAYATI DÜŞÜNÜN

Mutluluk dediğimiz şey birkaç hormonun düzenli salgılanmasından başka bir şey değil aslına bakarsanız, mesele bu hormonların düzenli salgılanabilmesini sağlayacak bir yaşam sürebilmek. Bunun en önemli koşullarından bir tanesi, yaşamak istemediğiniz hayatı düşünmek ve kaçmak yerine, yaşamak istediğiniz hayatı düşünmeli, güzel olanı hatırlamaya, yaşamaya ve yaşatmaya çalışmamızdır. Bu sebeple önce kendinizi, sonra yaşamınızdakileri affedin. Yaşamayı sevin, işinizi sevin, hayvanları sevin, eşinizi sevin, doğayı sevin ama en çok kendinizi sevin. Sevmek nefes almaktır!

Psikolog Ömer Yalçın 

1038 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.
  
Cinselliğin düşmanlarıCarpe DiemDolunay Kadıoğlu

Cinselliğin düşmanları

Yaşanan pek çok cinsel sorunun altında cinsel bilgi azlığı, yanlış inançlar ve kayıtlar ve iletişim sorunları yatmaktadır. Devamı >
Çocuğum okusun, büyük adam olsun!Eğitim YaşamıMürüvvet Adalı Uygun

Çocuğum okusun, büyük adam olsun!

Pek çok öğrenci okumaktan, okulların açılmasından sevinç değil, üzüntü duyar haldeler.Devamı >
Aldatma delilini mahkemeye sunmak artık suç değil!Adalet ve Sizİlker Türkgüler

Aldatma delilini mahkemeye sunmak artık suç değil!

Eşinizin sizi aldattığını düşünüyorsanız, hatta elinizde kanıtınız da varsa...Devamı >
20 dakikaPusulaSerap Duygulu

20 dakika

Kimse sizin 20 dakika ortadan kaybolmanızı dert etmez, dünya durmaz, işler aksamaz. Devamı >
Ambalajlı sütler hakkında gerçekler!Ailenizin DiyetisyeniM. Turgay Köse

Ambalajlı sütler hakkında gerçekler!

Uzmanından uzun ömürlü sütlerle ilgili merak edilenleri öğrendik.Devamı >
What dedin?Vira ViraElif Ebru Wibrew

What dedin?

Ne kadar meraklıyız dilimizi parçalamaya... El birliğiyle dilimizi pek bir güzel kanatıyoruz farkında mısınız?Devamı >
  
Sarımsak soymanın en basit yolu bu videoda!

Sarımsak soymanın en basit yolu bu videoda!

Sarımsakları bu yolla kolayca soyabilirsiniz.Devamı >
Çikolatadan kase yapmaya ne dersiniz?

Çikolatadan kase yapmaya ne dersiniz?

İhtiyacınız olan şeyler sadece balon ve erimiş çikolata!Devamı >
Aileniz için harika bir hatıra!

Aileniz için harika bir hatıra!

Ailenizin birleşmiş ellerinin bir kopyasını hatıra olarak saklamaya ne dersiniz?Devamı >