Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

TOPLUM BASKISIYLA AİLE OLUNMUYOR!

Toplum baskısıyla aile olunmuyor!
48 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

Toplum baskısı ile çocuk sahibi olanların sorunları daha da artıyor.

Hemen hemen bütün toplumlarda çocuk sahibi olmak, evliliklerin en temel unsuru olarak hep baş köşede ve özellikle bizim toplumumuzda çocuksuz evliliklere hep sorunlu ve sallantıda ilişkiler olarak bakılıyor.

Aslında toplumdaki genel kanı, eşlerin evlendikten sonra mutlaka çocuk sahibi olması gerektiği şeklindedir. Aradan uzun zaman geçmesine rağmen hala çocuk sahibi olmamış aileler yakın çevrelerinin bitmek bilmeyen sorularıyla karşı karşıya kalırlar. Genellikle kadın ve erkeğin çocuk istemiyor olabileceklerini aklımıza getirmek bile istemeyiz. Aksine çocuk istemediklerini kabul etmez, önerilerimizi, tecrübelerimizi, çevremizden duyduklarımızı ısrarla dayatırız.

Toplumdaki genel inanç ve değerler çocuksuz evliliklerin evlilik olmadığına, çocuksuz çiftlerin tam bir aile olamayacağına bizleri inandırmıştır. Bu düşünceyle neredeyse özel hayatlarına karışıp sorularla bunalttığımızı fark etmeyiz.

Bu tip bir davranış ve ısrarlı sorgu hali aslında bir anlamda psikolojik baskıdır ve tarafları çok rahatsız eder. Baskı dediğimizde ise bu durumu iki yönlü ele almakta fayda var. Belki de en fazla ısrar önce eşlerin kendi ailelerinden gelir, sonra yakın çevre ve arkadaşlardan.

Sürekli olarak neden çocukları olmadığına dair sorulan sorulara yanıt vermek hem yıpratıcıdır hem de kişilerin psikolojilerini bozar. Bunun dışında bir de toplumun yapısından kaynaklanan beklentiler doğrultusunda hala süregelen cinsiyet ayrımcılığını da unutmamak lazım.

Kadının Rolü Çocuk Doğurmak!

Büyük şehirlerde her ne kadar hafiflemiş gibi görünse de ülkemizin çok büyük bir kısmında kadına evlilik içinde biçilen rol sadece çocuk doğurmak ve annelik olarak devam ediyor. Üstelik özellikle erkek çocuk doğurmanın hala sosyal bir statü gibi görüldüğünü göz ardı edemeyiz. Bütün teknolojik gelişmelere rağmen çocuğun cinsiyetini belirleyenin erkekten gelen kromozomlar olduğunu anlatamadığımızı da düşünürsek durum iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Yapılan bazı araştırmalar erkek çocuk baskısının kadınları intihara kadar götürdüğünü gösteriyor. Evlendiğinde hem çocuk doğurmak hem de mutlaka erkek çocuk doğurmak zorunda olduğunu düşünen kadın aslında ciddi bir psikolojik baskı hatta travma yaşıyor.

Açıklanamayan Kısırlığın Nedenlerinden Biri Sosyal Baskı

Sadece iki kişiden oluştuğu düşünülen evliliğin dışarıdan gelen bu baskılar nedeniyle neredeyse bütün toplumun dahil olduğu bir sosyal sorunlar yumağına dönüşmesi çok üzücü.

Psikolojik anlamda çevreleri tarafından çocuk sahibi olmaları beklenen çiftlerde bazen sebebi bulunamayan kısırlık görülebiliyor. Fiziksel anlamda hiçbir sorunu olmamasına rağmen özellikle kadınlarda sıklıkla bu tip bir problemle karşılaşılabiliyor.

Anne Çocuk İlişkisi Zedeleniyor

Kadınlar bir şekilde çocuk sahibi olduklarında ise, eğer istekleri dışında ya da planlamadıkları zamanda bir çocuk sahibi olmuşlarsa, çocuğu yaşadıkları sıkıntıların baş sorumlusu olarak görüyorlar. Çocuklarıyla ilişkileri aslında daha baştan çok sorunlu başlamış oluyor ve genellikle sağlıklı bir iletişim ve ilişki geliştiremiyorlar. Oysa anne çocuk ilişkisinin temelinde güven duygusu yatar. İşte bu duyguyu oluşturmakta ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor.

Anne adayları sırf kendilerinden çocuk bekleyen aileleri, eşi dostu mutlu etmek için çocuk sahibi olduktan sonra değişen hayatlarının ağırlaşan sorumluluğuna katlanmakta da sıkıntılar yaşıyor ve hep birilerini suçluyorlar. Ama en önce kendilerini suçluyorlar. Çünkü birçok kadın işini ve kariyer planlarını ertelemek ya da bırakmak zorunda kalıyor. Kendisini eve bağlayan çocuğuna karşı çok mesafeli hatta kızgın ve suçlayıcı davranıyor.

Zaman zaman hepimiz çevremizden, çocuklarını istemeden doğuran anne hikayeleri dinlemişizdir. Üstelik birçoğu bu duyguyu çocuklarının yanında da dile getirmekten hiç çekinmiyor. Hele bir de evliliğin daha çok başındayken ve henüz birbirlerini tanımadan, birlikte zaman geçirmeden kısa süre içinde çocuk sahibi olmak bazen evliliği bitiren en önemli sebep olarak ortaya çıkıyor.

Neresinden bakılırsa bakılsın toplumsal baskılar nedeniyle çocuk sahibi olmak ne evlilik ne de çocuk açısından mutluluk getirmiyor. Hem anne-baba hem de çocuk çok fazla sorun yaşayabiliyor ve durumu toparlamak bazen çok uzun ve zorlayıcı oluyor. Sonradan pişman olmamak için elden geldiğince şartları düzene koymaya çalışmak ve hazır oluncaya kadar çocuk sahibi olmayı ertelemek en doğrusu.

Psikolog
Serap Duygulu 

Yayın tarihi: 11.11.2010
48 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

haklısın arkadaşım

15.05.2013 09:49:56 sinem erkek

ah ah cahil toplumumuz bunu bir anlayabilse ben çocuk sahibi olmak istemeyen biriyim eşimde öyle mutluyuz maddi durumumuz yerinde genciz hayatın tadını çıkarıyoruz çocuk mutluluk değildir her zaman bize göre daha çok dert daha çok sorumluluktur.. etrafta mutsuz, başı kabak yalın ayak! çocuklarda aileleride pek mutlu ya sanki :)bize akıl verirler komik

3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER