Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

GEÇ KALMAK İÇİN GEÇ KALDINIZ!

Geç Kalmak için Geç Kaldınız!
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Serap Duygulu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

Hayatınıza engelleri koyan aslında kim?

Çok istediğiniz halde içinizde kalan ve gerçekleştiremediğiniz ne varsa yüzleşmek istiyorsanız, işte size muhteşem bir terapi! Zamanını boşa harcadığını düşünenler için Psikolog Serap Duygulu’nun anlatacakları var.

Güzel Bir Hikaye

Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan kısacası yaşantısından sıkılan bir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş. Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:

“Tiyatro gelin kaçırmayın, bu akşam tiyatro…”

Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak etmiş. Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış merakla oyunu izlemeye.

Oyun bitmiş herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış izlediği muhteşem oyun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmak için ikaz almış. Adam ise: “Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek” demiş.

Seyrettiği oyunun etkisinde, müdür ile konuşmuş ve ne olursa olsun ne iş olursa olsun buranın bir parçası olmak için çalışmak istediğini belirtmiş. Müdür çok şanslı olduğunu, şu sıralarda bir temizlikçi aradığını fakat önce onu denemesi gerektiğini ifade etmiş. Ardından denemek üzere aylardır el değmemiş bir kütüphanenin temizliğini uygun bulmuş.

“İşte, burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım” demiş ve gitmiş.

Tiyatro aşkının verdiği şevk ile temizlik beklenenden kısa sürede bitmiş. Müdür odayı görmeden adamın samimiyetine inanmamış. Onu da diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın temizliğini görünce hayretler içinde kalmış. Aylardır kirden, tozdan içine girilemeyen oda gıcır gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve becerikli adamı işe almaya karar vermiş.

— Tamam, seni işe alıyorum.

— Fakat benim yatacak yerim yok.

— O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın.

İstediği olan tiyatro tutkunu, huzurlu bir şekilde odayı terk ederken müdür, “Adın neydi senin? Buraya yazalım” demiş.

Aldığı cevap ise şu olmuş:

— William...Adım William Sheakspeare.

Yine rivayete göre tiyatroyla ilk tanıştığı bu tarihte 40’lı yaşlardaymış Sheakspeare. Bu tanışma onda tutku haline gelince büyük bir azimle o muhteşem oyunları yazmış. Meslek hayatı boyunca günde sadece üç saat uyuyarak bu tutkusu uğruna, zamanının büyük bölümünü adamaktan vazgeçmemiş ve hepimizin çok iyi bildiği o muhteşem oyunlarını yazmış.

Bu oldukça düşündürücü ve inanılmaz bir hikaye gibi görünse de günümüze ve kendi durumumuza uyarladığımızda, eğer fark edebilirsek bir de ilham veren, insanı motive eden bir yönü vardır.

Peki, o zaman biz kendimiz için ne yapabiliriz? Acaba biz de yapmak istediklerimizi yapmak için geç kaldığımızı mı düşünüyoruz?

Engellerin Farkında mıyız?

Kendi önümüze koyduğumuz engellerin farkında mıyız? Bizi engelleyen şey nedir ya da neler bizim için engel oluşturuyor? Çok mu yaşlıyız mesela?

Mimar Sinan, kalfalık dönemi eseri olarak tanımladığı Süleymaniye Camii’nin inşaatını bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti. “Ustalık eserimdir” dediği Selimiye Camii’ni bitirdiğinde ise yaşı 87 olmuştu.

Eski Roma’da döneminin en büyük devlet adamı ve hukukçusu olarak tanınan Cato, Yunanca’yı öğrendiğinde tam 80 yaşındaydı.

Satchel Paige’in muhteşem sözünde dediği gibi: “Kaç yaşında olduğunuzu bilmeseniz, kaç yaşında olurdunuz?”

Aslında kabul etmek gerekir ki, gerçekten de hissettiğimiz yaştayız. Ya da yapmak istediklerimiz ne kadar çoksa o kadar genciz. Çünkü yapabilmek için daha çok zamana ihtiyacımız olacak demektir.

Eğer aklımız, beynimiz, ruhumuz, kalbimiz hayaller kuruyorsa, bunları gerçekleştirmek için gereken enerjimiz de vardır. Belki sadece biraz inanca ihtiyacımız olabilir. Bu inanç ise başkaları tarafından bize bir altın tepside sunulmaz. Önce kendimiz kendimize inanmak zorundayız. Ve her ne yapacaksak yapalım, önce kendimiz için yapmak, kendimizi mutlu etmek üzere yapmaktır doğru olan.

Biz mutlu olmazsak ya da başkalarına kendimizi beğendirmek için uğraşmak üzere çabalıyorsak, bu kimseye yararı olmayacak boşa harcanan bir emektir sadece.

Düşünün ki, kim bilir ne hayalleriniz vardı ya da hala ne hayaller kuruyorsunuz?

Bunlar sadece hayal olarak aklınızı bir köşesinden gelip geçen sıradan ya da olamayacak hevesler midir yoksa mutlaka bir gün yapmak istediğiniz, gerçekleşeceğine canı gönülden inandığınız hayaller midir?

Ne türde olduğuna sadece siz karar verebilirsiniz. Gerçekleşmesi de sizin elinizde. Kendiniz için neler yapabilirsiniz ve ne zaman yapmaya başlayacaksınız? Daha ne kadar erteleyeceksiniz?

Hala “Bir gün yapacağım” diyorsanız unutmayın ki, yarın bundan sonraki hayatınızın ilk günü. Muhteşem bir ilk gün olması için planlarınız hazır mı?

Yayın tarihi: 28.03.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (15)

Yazı çok güzel olmuş.İnsana şevk veriyor.Tam da 33 yaşında ve 2 çocukla ygs'ye girmiş biri olarak , mutlu oldum.İçimden bir ses çok büyük bir istekle bunu yapmamı söyledi ve ben de yaptım.Çocuklar ne olacak seslerine aldırmadan.Biliyorum ki bir yolunu bulacağım.Kreş ,burs vs ayarlanabilir.Oldukça da iyi geçti.Hayalimdeki bölümü okuyacağım inşallah.Şu sonuçları açıklasalar.

Evet kazandım çok iyi bir puan aldım.Bu sene üniversiteliyim.Ben yapamam edememleri bırakıp en azından denemek lazım.Ya gerçek olursa.Benim oldu.Şimdi ayrıntıları halletme zamanı.Maddi sorunları aşmalıyım ama inanıyorum başaracağım.

çok güzeldii

29.03.2011 15:14:35 türkan doğanay katok
15 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER