Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ALDATMA VE ZİNANIN KANUNDAKİ YERİ

Aldatma ve Zinanın Kanundaki Yeri
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
11.10.2011 - 11:15 | Son Güncelleme:

Kanuna göre hangi durumlar zina sayılıyor? Eşlerin hakları neler?

Aldatılmanın ve sıkça kullanılan tabiriyle zinanın, toplum değerleri dışında mevcut hukuk kurallarında bir tanımı var. Avukat Gözde Egemen, Türk Medeni Kanunu çerçevesinde zinanın tanımını ve kişilerin bu durum karşısındaki haklarını anlattı.

Aldatma ya da aldatılma bireylerin sosyo-kültürel özelliklerine ya da yaşadığı coğrafyaya göre değişen algılarla, kişiden kişiye farklı tanımlanan bir eylemdir. Türk Medeni Kanunu’nda ise madde 161’de düzenlenmiş bulunan “Zina” hükümleri ile madde 166’da düzenlenmiş bulunan “evlilik birliğinin sarsılması” hükümleri eşlerin birbirlerini aldatmaları ya da benzer nitelikteki fiillerin vuku bulması halinde uygulanacak kanun maddeleridir.

Her ne kadar Medeni Kanunumuzun 161. maddesinde düzenlenmiş bulunan “zina” boşanma sebebinin kanunumuzda açık bir tanımı bulunmamakta ise de zinayı, Yargıtay kararlarında ve doktrinde kabul görmüş uygulaması ile hukuken “Evli bir erkeğin karısından başka bir kadınla, evli bir kadının kocasından başka bir erkekle kurduğu cinsel ilişki” şeklinde tanımlayabiliriz. Buna göre; kadın ya da erkeğin fiilinin zina olarak kabul edilebilmesi için öncelikle çiftlerin resmen evli olmaları ilk koşuldur.

Zinanın yukarıda yer alan tanımında da belirtildiği üzere, “cinsel ilişki” şartı, durumun varlığı için ikinci önemli koşuldur. Cinsel ilişkinin karşı cinsten biri ile kurulması yani erkeğin karısından başka bir kadınla, kadının da kocasından başka bir erkekle cinsel ilişki kurması aranır.

Taraflardan birinin eşcinsel ilişki kurması “zina” olarak kabul edilmez fakat evlilik birliğinin sarsılması ya da haysiyetsiz hayat sürme nedenleri ile şartları var ise boşanmaya karar verilebilir. Zinanın son koşulu ise karşı cinsle ilişkiye giren tarafın ayırt etme gücüne sahip bulunması ve zina eylemini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiş olmasıdır. Buna göre, ilaçla ya da sair madde ile bayıltılarak isteği dışında cinsel ilişki kurulan veya tecavüze uğrayan eş bakımından kusur şartı gerçekleşmemiştir.

Zina eyleminin yukarıda açıkladığım koşullarının gerçekleşmemesine rağmen, taraflardan biri bakımından sadakatsiz davranış olarak addedilen fiiller sebebiyle de şartları var ise “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” boşanma nedeni ile dava açılabilir.

Aldatmanın Mahkeme Önünde İspatı

Zina, hukuka ve ahlaka aykırı bir fiil olduğu cihetle çoğu zaman gizlenerek gerçekleştirilir; zinanın doğrudan ispatlanması çoğu kez imkansızdır. Bu nedenle, hukukumuz uygulamasında zinanın emarelerle ispatına imkan verilmiştir. Eşin başkasından gebe kalması ya da cinsel hastalığa yakalanması zinanın varlığı için oldukça güçlü emareler iken; karşı cinsle samimi şekildeyken çekilmiş fotoğraflar, telefon konuşma sıklığı, telefon mesajları, e-mail kayıtları, mektup, tanık anlatımları, ses kayıtları da aile mahkemesi hakiminde zinanın varlığına dair kanaat oluşturacak emarelerdir. Unutulmamalıdır ki tüm kanıtların hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.

Aldatıldığı yönünde güçlü şüpheleri bulunan eşler, yukarıda açıkladığımız delilleri hukuka uygun olarak toplayabilecekleri ve mahkemeye sunabilecekleri gibi; delillerin niteliğine göre eşlerine karşı zina nedeni ile açacakları boşanma davasında da talep üzerine hakimin karar vermesi halinde mahkeme kanalı ile istetebilirler. Eşin telefon, bilgisayar ya da mail şifresini kırarak delil elde etmek hukuka aykırı niteliktedir. Bunun yanında eşlerin ortak meskenlerinde bulunan mektup, günlük gibi kayıtlar mahkemede delil olarak ileri sürülebilir. Yine aldatıldığı yönünde güçlü şüpheleri bulunan eş, şartları var ise, boşanma davası açmadan da aldatılma nedeni ile zarara uğradığı gerekçesi ile boşanma istemi olmaksızın tazminat davası açabilir.

Nişanlılıkta Aldatma

Henüz evlilik akdi gerçekleşmeden, çiftlerin nişanlı oldukları sırada taraflardan birinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması halinde evlilik birliği henüz oluşmadığı için “zina” ya da “evlilik birliğinin sarsılması” hükümleri uygulanamaz. Fakat nişanlılık da hukukumuzda taraflara sadakat yükümlülüğü yükleyen bir sözleşme olduğundan, şartları var ise sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan tarafa karşı tazminat davası açılabilir.

EŞLER ARASI MAL PAYLAŞIMI 

Yayın tarihi: 11.10.2011
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

Ancak birşey unutulmuş burda hak düşürücü süre

Müebbete çarptırtmak en güzeli olurdu!

3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER