Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

SÜT ŞİFA MI YOKSA ZEHİR Mİ?

Süt şifa mı yoksa zehir mi?
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Buket Adanç’ YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Beslenme ve Diyet Uzmanı
 
 

03.07.2018 - 13:48 | Son Güncelleme:

Çocukluğumuzdan bu yana sağlıklı beslenmenin en önemli simgelerinden birisi olan süt hakkındaki tartışmalar günden güne artıyor. Süt kimi uzmanlar için kalsiyumun vazgeçilmez kaynağı, kimileri içinse zehrin ta kendisi. Diyetisyen Buket Adanç Özdamar; son yıllarda yapılan araştırmalardan yola çıkarak, süt hakkındaki bilimsel gerçekleri aktardı.

Son yıllarda yapılan araştırmaları taradığımda; sütün insanın sindirim sistemine zararı olduğundan, zehir etkisi yarattığına ve hatta DNA kodlarını bile değiştirdiğine varan çalışmalar yapılmış ancak hiçbirisi kanıtlanmamış. Bu nedenle sizlerle sütün artılarını ve şüpheli de olsa eksilerini aktaracağım.

süt

BİLİMSEL ÇALIŞMALAR İLE KANITLANMIŞ OLUMLU İDDİALAR

Süt; iyot, demir, çinko, folik asit, B12, B6, E ve A vitaminlerinin önemli bir kaynağıdır. Dolayısıyla beyin gelişimi ve beynin rutin fonksiyonlarının devam edebilmesi açısından önemli bir besindir. Özellikle çocukluk döneminde en çok ihtiyaç duyulan araşidonik asit, linoleik asit gibi esansiyel yağ asitleri içeriği sayesinde zekâ gelişimine katkıda bulunur.

Kalsiyumun en önemli kaynaklarından birisi olan süt, kemik sağlığı açısından oldukça değerli bir besindir. 200 ml sütte; 250 mg kalsiyum bulunur. Yani günde 2 bardak süt tüketmeniz, kalsiyum ihtiyacınızın yarısını karşılar. Kemik gelişiminin en yoğun olduğu çocukluk ve ergenlik döneminde yeterli kalsiyum alımı olmadığı takdirde, kemik kaybı olarak adlandırılan osteoporoz kaçınılmaz hale gelir.

Proteinin iyi kaynaklarından birisi olan sütün içerisinde kalsiyum, fosfor gibi kan basıncını dengede tutan mineraller bulunur. Yani süt bu özelliği ile hipertansiyonu dengeler, dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına karşı korur.

İçerisinde 40’tan fazla besin ögesi bulunan süt, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

Melatonin, triptofan ve B grubu vitaminleri içeren süt kaliteli bir uyku süreci yaşamanıza destek olur.

İçerisinde bulunan CLA sayesinde spor sonrası yağ yakımını hızlandırır. Ayrıca içerisinde bulunan kazein ve whey proteinler sayesinde sporcularda su kaybını engeller, kas kütlesinin artmasına katkıda bulunur.

İçerisinde bulunan yağ asitleri ve protein örüntüsü sayesinde iştah kontrolüne destek olur ve kilo kaybını hızlandırır. Ayrıca yapılan bazı çalışmalar içerisindeki kalsiyumun da kilo kontrolünde rol oynadığını gösterir.

İçerinde bulunan çinko ve A vitamini cildinizin daha sağlıklı olmasına katkıda bulunur.

Ayrıca D vitamini sayesinde de kemik sağlığına karşı koruyucu, B12 vitamini ile kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularını onarıcı etki gösterir. İçeriğindeki riboflavin ile besinlerin enerjiye dönüşmesini sağlarken, niasin ile şeker ve yağ asitlerini metabolize eder.

süt

HENÜZ KANITLANMAMIŞ OLUMSUZ İDDİALAR

British Journal Of Cancer ‘in 2015 yılındaki bir makalesinde bulunan çalışmada; laktoz intoleransı sebebi ile süt ürünlerini daha az veya hiç tüketmeyen kişilerin tüketen gruba göre akciğer, göğüs ve yumurtalık kanserine yakalanma sıklığının daha az olduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmada laktoz intoleransı olan kişilerin akrabalarındaki akciğer, meme ve yumurtalık kanseri görülme oranı süt ürünü tüketen diğer grupla aynı çıktı. Bu durum ilk bakışta laktozun kanseri desteklediği ihtimalini düşündürse de başka pek çok faktör olduğunu unutmamak lazım. Mesela süt ürünleri tüketemeyen kişilerin dolaylı yoldan kalori kısıtlaması yapması da meme ve yumurtalık kanseri riskini düşürmüş olabilir. Ayrıca süt ve süt ürünleri tüketiminde kısıtlama yapan kişiler doymuş yağ asitlerini daha az aldıkları için de kanser oranı düşük çıkmış olabilir. Yani bu konuda net bir kanıt olmadığı sürece sütün içerisindeki laktoz kansere sebep oluyor diyemeyiz.

2016 yılında Üniversity of Nebraska-Lincoln’da yapılan başka bir çalışmada ise insanların, inek sütünün içerisinde yer alan eksozomları emdiğini ve miRNA yükü ile periferik dokulara taşıdığı ortaya atılmıştır. Diyetsel miRNA’ların bağırsak mukozasından geçebileceği ve insanda biyolojik aktiviteye sebep olacağına ilişkin çalışmalar birikmektedir. Ancak henüz yeterli çalışma bulunmamaktadır. Yani ‘Süt, gen yapımızı bozuyor’ diyemeyiz.

Yani kısaca süt ile ilgili olumsuz çalışmalar ortaya konuyor olsa da henüz kanıtlanmış bir gerçek olmadığı için onlarca faydasından vazgeçmenize gerek yok. Tabii, her besinde olduğu gibi ölçülü tüketmekte fayda var.

Yayın tarihi: 03.07.2018
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.