Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

AÇLIĞINIZ DUYGUSAL MI YOKSA BİYOLOJİK Mİ?

Açlığınız duygusal mı yoksa biyolojik mi?
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Kendinizi aç hissetmemizin altında yatan nedenler...

Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Diyetisyen Şule İskender, aç hissetmemizin altında yatan nedenleri ve duygusal açlığımızı nasıl çözümleyebileceğimiz ile ilgili merak edilenleri anlattı.

Açlık, duygu durumu ister duygusal olsun isterse de biyolojik nedenlere bağlı olsun bazen çok can sıkıcı olabilir. Bazen bir türlü kendimizi yeme durumundan alamayız, tatlı yeriz üstüne tuzlu isteriz.

Bu öğlen yiyeyim akşama yemem deriz ama akşam yine acıkırız. Film seyrederiz şimdi yanına patlamış mısır olmalı deriz. Eve geliriz bugün çok yoruldum, o yüzden yemeliyim ve rahatlamalıyım deriz. Masa başında bir şeyler çalışırız, önümüze birçok ıvır zıvır koyarız. Akşam yemeğinden sonra bir şey yememeliyim deriz gece uyanır mutfağa dalarız. Bazen güçsüz kalmamak için yediğimiz olur.

Bazen birilerine kızdığımız için bazen yalnız olduğumuz için televizyon karşısında bir şeyler ısmarlayıp yemenin iyi geldiğini düşündüğümüz için yeriz, bazen de reklamlara özeniriz oradaki keki yiyince mutlu olma hayaliyle biz de uzanırız kekimize.

Mutlu aileye sahip olma hayalleriyle çikolata ezmesini süreriz ekmeğimize, çünkü o reklam küçüklüğümüzden beri öyle diyor bize ve buna benzer pek çok nedenle yeriz, yeriz, yeriz ve sonra suçluluk duyarız. Kendimize sözler veririz. Sonra tutamadığımız için kendimize kızarız.

Bazen yeme davranışımız ardında biyolojik ve fizyolojik durumumuz da olabilir:

  • Kahvaltı yapmadığınız için gün içinde kan şekerinizin düşmesine bağlı öğlen yemeğinizde daha fazla gıda tüketebilirsiniz.
  • Ara öğünde sağlıklı atıştırmalıklar yerine ağzınıza atıverdiğiniz bisküviler, tatlı gıdalar ya da bir parça çikolatanın kan şekerinizi oynatmış olması sorunun kaynağı olabilir.
  • Uzun açlık saatlerine bağlı kan şekeriniz düşmüş olabilir, bu nedenle sonraki öğüne fazlaca yüklenebilir, yeseniz de doymayabilirsiniz.
  • Öğlen yemeğinde ya da akşam yemeğinde tükettiğiniz yüksek karbonhidratlı bir beslenme bu duruma neden olabilir (bol makarna, pilav gibi).
  • Yediğiniz tatlı sizin kan şekerinizi düşürmüş olabilir ya da son günlerde o kadar çok tatlı yemişsinizdir ki, şeker eşiğinizi o kadar yükseltmişsinizdir ki şimdi tatlı istemeden duramıyorsunuzdur.

Yeme durumu ne kadar biyolojik ne kadar duygusal bunu anlamak, ayırt etmek için kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • Eğer şu an çok kıymetli bir ruhani lider yemeğe gelmiş olsaydı onun önüne hangi yiyecekleri koyardım?
  • Eğer ben kendimin en kıymetlisi olsam kendimi hangi gıdalarla beslerdim?
  • Şuan aç mıyım?
  • Şu an susuz muyum?
  • İçimdeki kızgın küçük kızı mı besliyorum, öfkeli yanımı mı, üzgün yanımı mı?
  • Yemek yemek duygumla hangi durumu tamamlamaya çalışıyorum?
  • Hayatımın hangi alanındaki tatminsizliği yeme durumuyla tamamlamaya çalışıyorum?
  • Yeme davranışım bir alışkanlık mı?

Duygusal açlığı çözümleyebilmek için…

  • Susama duygusuyla açlık duygusu yakın duygulardır bu nedenle önce bir bardak su için.
  • Alışverişe daha çok yemeğinizi yedikten sonra ve elinizde bir yeme planınız, ihtiyaç listenizle çıkın.
  • Evinizde buzdolabınıza sağlıklı atıştırmalıklar koyun.
  • Sinirlendiğinizde ve üzüldüğünüzde bu durumu değiştirmek üzere yürüyüşe çıkabilir, ilginç bir dergiyi ya da kitabı karıştırabilir, bir müzik açıp dans edebilirsiniz.
  • Hayatımda tatmin duygumu yaşayabilmem için neler mümkün, hayatıma ne gibi şeyler katabilirim sorusunu sorun kendinize.
  • Atıştırma alışkanlığınız yerine değişik aromatik çaylar, keyifli sağlıklı gıdalar koyun.
  • Bir şeyi bir şeyle kodlama alışkanlığınızdan vazgeçin (mutlu olmak için yemek gibi).

Asıl sorun olan durumu çözümlemek ya da bu davranışla başa çıkmak için destek alın. 

Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Diyetisyen Şule İskender

doktorsitesi.com 'a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Yayın tarihi: 25.06.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.