Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

HAMİLELİK, EVLİLİĞİN DÖNÜM NOKTASI MI?

Hamilelik, evliliğin dönüm noktası mı?
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bebek sahibi olmak ilişkiyi güçlendiriyor mu?

Ne zaman yanında eşiyle birlikte bir hamile kadın görsek, “Ne mutlu bir evlilik” diye geçiririz içimizden. Çünkü bir bebek dünya getirmek, zorlu bir karardır ve bunu göze alan çiftler zaten mutludur bizim gözümüzde. Acaba bu davulun uzaktan gelen hoş sesi mi, yoksa bebek sahibi olmak evliliğin geleceğini belirleyen bir dönüm noktası mı? Psikolog Narek Karasu’ya bu soruyu yönelttik, o da bizimle bilgi ve tecrübelerini paylaştı.

Evliliği, iki insanın birbirlerinin hayatında olmasını kabul etmek ve hayatta yaşanılan zorluklarda ve mutluluklarda birlikte hareket etmeyi göze almak, hayatı beraber idame ettirmek şeklinde tanımlarsak; hamileliği bu güzel paylaşımın bir ürünü olarak görebiliriz. Kimi evlilikler için hayat kurtarıcı iken kimi çiftler için zaten doğal bir süreçtir ve mutluluklarını perçinler. O nedenle hamileliğin evliliklerde bir dönüp noktası olup olmadığı evliliğin gidişatı ile doğru orantılıdır. Duygusal anlamda sağlıklı nesiller için elbette evliliğin doğal sürecinde bebeklerin dünyaya getirilmesi arzu edilmektedir.

Pozitif Etkileri

Evliliğe hamileliğin getirisi çiftleri birbirine daha çok bağlamasıdır. Anneler zaten içgüdüsel olarak daha bebek dünyaya gelmeden bu bağlılığı yaşamaya başlamaktadır. Erkekler de çocukla beraber eşlerine çocuğunun annesi sıfatını getirerek farklı bir anlam kazandırmaktadırlar. Daha önce eşi veya kız arkadaşı olan kadın şimdi çocuğunun annesi olmakta ve erkeğin bağlılığı belki de bir anlamda evliliği perçinlenmektedir. Tabi bu anlattıklarımız evliliğe kattığı pozitif anlamlar.

Negatif Etkileri

Aslında keyifli bir süreç olan hamilelik, aynı zamanda stresli bir dönem olarak da geçebilir. Bazı kadınlar için neşe, olgunluk olarak algılanabilen hamilelik, bazı kadınlar için endişe, kaygılı bekleyiş, yüklenme olarak da yaşanabilir. Örneğin çoğu kadın için bu stres, bebeğin normal olup olmadığı için yaşanır ve kadın çevresine de bu stresi yansıtır.

Yapılan çalışmalar bu kadınların bebeklerinin diğerlerine göre daha fazla strese maruz kaldığını ve riskli gebelik yaşama oranlarının artığını göstermektedir. Gebelikle birlikte başlayan planlar, özellikle doğuma yaklaştıkça doğacak çocuğun bakımına, yaşam değişikliklerine ve doğum sonrası olabilecek değişikliklere doğru kayar. Çoğu kadın doğumu, ağrılı bir olay gibi algılar. Bu nedenle hamilelikte yaşanan sorunlar, doğumun da zor olacağının bir habercisi gibi kabul edilir ve yaşanan stres daha da artar.

Araştırmalara göre kadınlardaki stresin nedenlerinden en önemlisi “Hamileliğin evlilik ve aileye yeni bir bireyin katılımı” olarak görmeleri. Bu da evliliğin geleceği ile ilgili endişeleri artırabilir ve anne adayı bu stresini doğrudan eşine yansıtabilir.

Eşin Tutumu Çok Önemli

Hamilelikte önemli bir konu da kadının bütün değişiklikleri yaşarken, eşin tutumunun ilişkiyi ve evliliği etkilemesidir. Kadının kendi içine kapandığı durumlarda, eş ihmal edildiğini düşünebilir. Burada eşin verdiği destek ve güven, kadının bu durumdan rahatça çıkmasına ve güven bulmasına yardımcı olmaktadır.

Eşin psikolojik yapısı bu destekleri vermeye yeterli değilse, kadının yaşayacağı yük daha ağırlaşmaktadır. Bu durumda her ne olursa olsun, baba adayının da hamileliğin ilk dönemlerinde beraber değerlendirilmesi ve oluşacak değişimler konusunda bilinçlendirilmesi ve yardımcı olması sağlanmalıdır.

Hamilelikle gelen süreç kadınları ve erkekleri belli sorumluluklar altına sokar bu sorumluluk süreci oldukça ağır bir süreçtir. Bu sorumlulukların yapılıp yapılmaması durumu da evliliğin ve çocuğun sağlığını etkilemektedir. Kadınlar hamile kalıp çocuk doğurana kadar çeşitli ağrı yakınma vs. nedeniyle cinsellikten kaçınmaktadır. Erkeğin de anlayışlı davranması ile cinsel hayat uzun bir mola vermektedir.

Doğum sonrasında kadın için en değerli varlık çocuğu olmakta ve erkek biraz daha ikinci planda kaldığından ilişki eski sıcaklığını kaybetmektedir. Çiftlerin birlikte geçirecekleri zamandan taviz vermeleri de bu süreci hızlandırmaktadır. Ayrıca artık harcamalarını bile çocuklarına göre ayarlama gibi sorumluluklar ilişkiyi etkilemektedir. O nedenle hamilelik öncesi bu durumun farkında olup doğum sonrası da kendilerine zaman ayıracakları bir planlama yapan çiftler, ilişkileri açısından daha şanslıdır.

Hazırlayan: Hanife Yaşar

Yayın tarihi: 24.01.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (2)

Bence kötü giden bir evliliğe hiç bir katkısı yok. İlişki bitmişse çocuk yapmak o çocuğa zarar vermekten başka bir işe yaramaz.

24.01.2011 16:07:34 Gönül Dila

çok doğru