Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BOŞANMIŞ AİLEDE ERGEN OLMAK

Boşanmış ailede ergen olmak
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Merve Mercan’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Çocuk Mühendisi Çocuk Gelişimi Bölümü Program Başkanı Öğretim Görevlisi
UZMANA SOR
 
 

05.12.2018 - 00:08 | Son Güncelleme:

Yasal olarak kurulan evlilik bağının yine yasal olarak kopmasına ‘boşanma’ denmektedir. Evlilik ve evliliği sürdürmek bazı toplumlarda saygınlık ve başarı olarak nitelendirilmektedir. Dolayısıyla boşanma sürecinde eşler, ikili ilişkilerinde yaşadıkları hayal kırıklıkları kadar toplumsal statü kaybı ile de mücadele etme zorunluluğu duyarlar. Eğer bu eşler çocuk sahibiyse, problemli evliliklerini sürdürmek ya da bitirmek kararını alırken daha fazla kaygı duyup daha fazla çatışma yaşayabilmektedirler.

Boşanma çok tercih edilebilir bir sonuç olmasa da, evliliğin gerektirdiği birlik, aşk, birlikte yaşama isteği sürdürülemiyorsa evliliği devam ettirme fikri yarardan çok zarar getirebilmektedir. Burada unutulmaması ve kabul edilmesi gereken, boşanmanın çocuk olsun ya da olmasın sarsıcı bir süreç olduğudur. Problemlerin çözülmesi ancak problemin kabul edilmesiyle mümkündür.

Boşanma ve etkisi genelde küçük çocuklar özelinde değerlendirilirken ergenlik döneminde nelerle karşılaşılabileceği çok az konuşulmaktadır. Bu nedenle bu yazının içeriğini boşanmış ailede ergenler oluşturmuştur.

ÇOCUKLU AİLELER EVLİLİĞİ SÜRDÜRME KONUSUNDA BASKI GÖRÜYOR

Boşanma fikri gündeme geldiği ve yakın çevre ile paylaşıldığında genelde, evliliği devam ettirmeye yönelik görüşler belirtilmektedir. Özellikle çocuklu aileler, çocukları için evliliği devam ettirmeleri yönünde yoğun bir baskı görmektedirler. Burada temel neden, çocuk üzerinde boşanma olayının olumsuz sonuç yaratacağı fikridir. Ancak yapılan araştırmalar, çatışmalı ailede yaşayan ergenlerin boşanmış aileye sahip ergenlere göre daha fazla uyum problemi yaşadığını göstermektedir.

Boşanma problemleri ile gelen ebeveyn ve ergenlere yönelttiğim ‘Boşanmasaydınız/Boşanmasalardı ne olurdu?’ sorusuna gelen cevaplar da bu bulguları destekler niteliktedir. Boşanmış ailelerden gelen ergenlerin duygusal problemleri olabileceği konusunda yaygın bir görüş vardır ancak yine yapılan araştırmalar ergenlerinin büyük çoğunluğunun boşanma durumuyla başa çıkabildiklerini göstermektedir.

Çocukluklarında ebeveynleri boşanan yetişkinlerle yapılan bir çalışmada, katılımcıların çoğunluğu 20 yıl sonra ebeveynlerinin boşanma kararını yerinde bir karar olarak nitelendirmişlerdir. O halde çocuğu olumsuz etkileyen boşanmanın kendisi değil; çocuğun yaşı, cinsiyeti, mizacı, boşanmanın çatışmalı veya anlaşmalı olma durumu, ebeveynlerin birbirleriyle ve çocuklarıyla ilişkisi gibi faktörlerdir. 

BOŞANMA SÜRECİNDE NELER YAPILMALI? NELER YAPILMAMALI?

  • Boşanma kararı netleştikten sonra, süreç ve sürecin getirdiği zorluklara çözüm yollarını belirleyerek çocuk veya ergene açıklama yapılmalıdır. Açıklama sırasında her iki ebeveyn de ortamda olmalı ve ifadeler suçlayıcı olmamalıdır.
  • Çocuğun her yıl aynı günlerde olumsuz anısını tazelemesini önlemek amacıyla, boşanma kararını açıklamak için yılbaşı, doğum günü gibi önemli günlerden kaçınılmalıdır.
  • Boşanmanın kesinlikle onlarla ilgili olmadığı açık bir dille ifade edilmeli ve ebeveynlerinden birini kaybetmeyecekleri anlatılmalı, hep sevileceklerinin, ihtiyaçlarının karşılanacağının garantisi verilmelidir.
  • Boşanma sonrasında ebeveynler, kendilerini haklı çıkarmak için çocuklarına karşı birbirlerini suçlamamalı ve barışmak için çocuklarını kullanmamalıdır.
  • Velayet sahibi ebeveyn, bu durumu intikam aracı olarak kullanmamalı, çocuğu veya ergeni diğer ebeveyne karşı doldurmamalıdır. Bu yaklaşım sonucunda cezalandırılan, ebeveynlerden biri değil çocuk veya ergen olmaktadır.
  • Ebeveynler, iyi ebeveyn olduklarını birbirlerine, çocuklarına ve topluma ispatlamak amacıyla her isteği yerine getirme konusunda yarışa girmemelidir. Bu, çocuğun kişilik gelişimi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler bırakabilmekte ve bu durumu kullanmaları için zemin hazırlamaktadır.
  • Çocuk veya ergenle iletişimde ‘Annenin kızı değil misin işte!’ ya da ‘İyi git sana baban baksın!’ gibi ifadeler kullanmak yalnızlık, çaresizlik ve güvensizlik duygularının yoğun yaşanmasına neden olmaktadır. Ergene karşı bu tür duygusal yüklenmelerde bulunulmamalıdır.
  • Boşanmadan dolayı aşırı koruyucu ve kollayıcı davranılmamalıdır. Bu durum ergenin bağımlı ve pasif bir kişilik yapısı geliştirmesine neden olmaktadır.
  • Ergen her iki ebeveynini de sıklıkla görmeli ancak çocuğun yaşadığı ve ‘benim evim’ dediği bir evi olmalıdır. Ergenler, boşanma dolayısıyla düşen benlik algısı ve öz güvenlerini, ebeveynlerini sık görmekten ziyade düzenli ve rutin görüşmeyle yerine getirmektedirler.
  • Boşanma sonrası zorunlu durumlar dışında, ergenin yaşadığı evi, devam ettiği okulu değiştirilmemelidir.
  • Sürecin tamamında ebeveynler, çocuğun yüksek yararı konusunda sorumlu olduklarını ve kendi ilişkilerindeki çatışmanın çocuğa yansıtılmasının çocuğa yapılmış büyük bir haksızlık olduğunu unutmamalıdır.
  • Gerektiğinde profesyonel destek almaktan ve işbirliğinden kaçınılmamalıdır.
Yayın tarihi: 05.12.2018
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.