Travma bir aileyi nasıl etkiler?

Travma, kişiyi aşırı korkutan, üzen, dehşet, kaygı ve panik yaratan, çaresizlik hissettiren, çoğu kez beklenmedik ve olağan dışı gerçekleşen durumların, kişide bıraktığı yıkıcı etkiye denmektedir. Travmatik olarak adlandırabileceğimiz olaylar, kişinin özelliklerine, yaşadığı olaya ve şiddetine bağlı olarak değişebilmektedir.

Haberin Devamı

Çoğu kişi için travmatik diyebileceğimiz olaylar arasında, yakınların kaybı, taciz, trafik kazası, deprem gibi doğal afetler, ölümcül hastalık vs. gibi durumları sayabiliriz. Elbette her durum, her kişi için travmatik olmayabilir, veya herhangi bir durum bir kişi için travma etkisi yaratmazken bir başka için travmatik bir etkiye sahip olabilir. Bu yüzden travmanın tanımı ve etkisi kişiden kişiye göre değişebilmektedir.

Travma sonrasında kişi, Depresyon ve/veya Travma Sonrası Stres bozukluğu denilen psikolojik rahatsızlıklardan muzdarip olabilmektedir. Depresyon, sürekli çöküntü ve isteksizlik hakli, moral bozukluğu, uyku bozukluğu, iştah bozukluğu gibi semptomlar ile ortaya çıkarken, Travma Sonrası Stres Bozukluğu ise, bir şekilde travma yaşayan bireyin, daha sonrasında bu travmanın izlerini taşıyarak, kaygı bozukluğu, üzüntü, stres, çöküntü, uykusuzluk, kabuslar, rahatsız edici anıların sık sık tekrarlanması, kolayca irkilme, çabuk öfkelenme, yabancılaşma gibi problemleri yaşamaya başladığı bir psikolojik rahatsızlıktır. Yaşanılan travma, kayıplar sonucunda depresyona girilmesi daha olağan bir durumken, travma sonrası stres bozukluğu çok daha farklı, çoğunlukla yenileyici anıların akla geldiği ve çok uzun süreler etkilerinin sürdüğü bir rahatsızlık türüdür.

Haberin Devamı

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan yakınlarımız, bu süre boyunca;

• Travma anıları ile ilgili konuşmaktan kaçınma
• Sürekli ürkek, uyarılan bir hal ve durumda olma
• Travmatik anıları, istemeden yeniden hayalinde yaşama ve canlandırma, gibi problemler yaşayabilmektedirler.

Ülkemizde de son zamanlarda yaşanan şiddetli depremler sonucunda, travma sonrası stres bozukluğu sıkça karşılaştığımız bir durum haline gelmiştir. Maalesef bu üzücü depremler, depremi yaşayan, evlerini ve yakınlarını kaybeden, ve tüm bunlara şahit olan insanlarımızı, travmatik boyutta etkilemektedir.

TRAVMA SONRASINDA NELER YAPILABİLİR?

Öncelikle travmanın kolay atlatılabilecek bir süreç olmadığını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Deprem, ev-aile kaybı gibi şiddetli travmatik durumlar sonrasında, güvenliğin ve sağlığın karşılandığı bir ortamda bulunmak öncelik olmalıdır. Güvenli ve sağlıklı ortam / yaşam alanı şartları sağlandığında, kişilerin normal hayata geri dönmeleri ve düzenin devam etmesi adına gündelik yaşantılar mümkün olduğunca aksatılmamalı, bireylerin günlük rutinlerinden kopmamaları sağlanmaya çalışılmalıdır.

Haberin Devamı

Deprem, afet, kayıp gibi travmalar sonrasında çocuklar bu durumdan en çok etkilenen aile üyeleridir. Çocuklar, korku ve kaygılarını yetişkinler kadar iyi ifade edemeyebilirler. Bu nedenle yaşanan travma hakkında anne babanın duygularını çocukla paylaşması, bunun geçiçi bir süreç olacağı ve zamanla düzeleceğine dair rahatlatıcı ve aynı zamanda bilgilendirici konuşmalar yapılması çocuklar açısından oldukça önemlidir. Unutulmamalıdır ki, özellikle hiçbir olumsuz duygu sonsuza kadar aynı şiddette, aynı yoğunlukta devam etmeyecektir. Bu bilincin çocuklara da aktarılması, onlar açısından daha rahatlatıcı olacaktır.

Hatırlanması önemli bir diğer nokta ise; travmanın etkileri, beklenmedik anlarda canlanabilir ve tekrar ortaya çıkabilir. Bu anlarda travmatize olan yakınlarımızın yanında olduğumuzu hissettirmek aile üyelerinin yapabileceği önemli bir destektir. Böyle yıkıcı (deprem, afet, yangın ya da başka bir travmatik olay) sonrası yaşanılan bu tepkilerin normal olduğunu ve zamanla geçeceğini, normale döneceğini hissettirmek kişiye moral sağlayacaktır.

Haberin Devamı

Psikolojik destek ve tedavi alanında ise, Travma Sonrası Stres bozukluğu tanısı alan birey ile EMDR yani Göz Hareketleri İle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme terapisi uygulanabilmektedir. Bu terapi çeşidi ile kişinin travmatik an ile kurduğu olumsuz duygusal bağlantıyı ortadan kaldırarak, durumun normalleştirilmeye çalışması, duyguların ve yaşantıların arasında sağlıklı bir şekilde bağlantı kurulması hedeflenmektedir.

Bilindiği üzere, ülkemiz bir çok afet ve kayıp yaşamaktadır. Özellikle depremler, ve bunların yaraları çok kolay sarılamamaktadır. Maddi ve materyalist anlamda, çoğu nokta halledilse bile, yaşanılan travmaların etkisi çok yoğun bir biçimde sürebilmektedir. Bu noktada, elbette hayatın olağan akışına devam etmek, uygulanabilecek dayanışma ve destek önemli olsa da, alanında uzman, ilgili bir ruh sağlığı uzmanı tarafından destek alınması önemlidir.

Yazarın Tüm Yazıları