Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

HİÇ CANLI SPERMİ OLMAYAN ERKEKLER ÇOCUK SAHİBİ OLABİLİR Mİ?

Hiç canlı spermi olmayan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Prof. Dr. Recai Pabuçcu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

23.07.2019 - 13:16 | Son Güncelleme:

Erkekte hiç canlı sperm hücresi bulunmaması durumuna "Azoospermi" denir. Peki, hiç canlı spermi olmayan erkeklerin çocuk sahibi olabilmesi mümkün mü?

Çocuk sahibi olmak isteyen anne baba adayı kliniğe geliyor, gerekli tüm testler yapılıyor ve sperm analizine gelindiğinde baba adayında hiç canlı sperm bulunmuyor. Bu problem çocuk sahibi olmak isteyen çiftimizin de kabusu haline geliyor ve yaklaşık 10 çiftin 2’sinde bu durum saptanıyor. Ancak durum eskiden böyleydi. Artık, son yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde, hiç canlı spermi olmayan erkekler de çocuk sahibi olabiliyor. Dolayısıyla, “Hiç canlı spermi olmayan erkek hiçbir zaman baba olamaz.” algısı, günümüzde tarihe karışmaya başladı bile. Azoospermiden muzdarip erkeklerin, gerekli tedaviler uygulandığında çocuk sahibi olma oranları, oldukça artmış durumda.

Menide hiç canlı sperm hücresinin bulunmama durumunun altında yatan birtakım sebepler var. Sperm ya üretilmiyor ya da üretilip kanallardan dışarı taşınamıyor. Ancak bizleri esas uğraştıran sperm üretim sorunları. Bunların da başında genetik bozukluklar, inmemiş testis ve hormon bozuklukları geliyor. Azoospermi tanısını koyduktan sonra nedene yönelik incelemeler mutlaka yapılıyor ve tedavi şekli planlanıyor. 

HİÇ CANLI SPERMİ OLMAYAN ERKEKLERİN ÇOCUK SAHİBİ OLABİLMESİ İÇİN NASIL BİR TEDAVİ UYGULANMALI?

Azoospermi tedavisi anne baba adaylarının en çok merak ettiği konu oluyor haliyle. Nedene yönelik olarak tedavi planı yapmak en mantıklı yaklaşım. Çevresel etkileri ortada kaldırmak, hormon sorunlarını çözmek, varikoseli tedavi etmek gibi yaklaşımlar ile başarılı olmak mümkün. Ancak, azoospermi tanısı almış kişilerde sperm bulunmasının en etkili yolu mikro-TESE denilen testislerden cerrahi olarak mikroskop yardımı ile doku alınmsı ve bu dokudan yine mikroskop altında sperm aranması yöntemidir. Günümüzde alanında yetkin ürologlar tarafından uygulanan bu işlem ile %40 kadar vakada sperm elde edilebilir. Elde ettiğimiz bu spermler, eğer olgun ve canlı ise, mikroinjeksiyon yani tüp bebek işleminde kullanılabilir.

BUGÜNE KADAR MUCİZE GÖZÜYLE BAKILIYORDU AMA...

Bugüne kadar farklı tedavi yöntemleri hatta TESE ile de hiç canlı sperm hücresi olmayan erkeklerin çocuk sahibi olmasına mucize gözüyle bakılıyordu. Ancak son zamanlarda gelişen teknoloji ile birlikte bu erkeklerin de baba olmasına vesile olacak bir teknoloji geliştirildi. Bu teknikte, TESE işlemi sonrası canlı-olgun sperm hücresi yok ise, spermin üretim aşamasındaki öncül-yuvarlak hücreler aranıyor ve bu yuvarlak spermatidler ile önceden uyarılmış yumurtalar dölleniyor. Bu özel işleme kısaca ROSI adı veriliyor ve yüksek teknoloji cihazlar ile uygulanıyor. Bu yeni nesil ROSI teknolojisi ile hem dünyada 300’den fazla canlı doğum hem de ülkemizde benim de başında olduğum ekip ile başarılı gebelikler meydana geldi. Önümüzdeki yıllarda, gebelik oranlarının daha iyi olacağını umuyoruz.

Tüp bebek işi, tecrübe ve teknolojinin birlikteliği ile başarı veren bir teknik. Özellikle genetik ve erkek kısırlığı alanında baş döndüren bir gelişim yaşanıyor. Hiç canlı spermi olmadığı için çocuk sahibi olma hayallerinden vazgeçenlere benden birkaç tavsiye; asla umudunuzu yitirmeyin, mutlaka gerekli tetkikleri yaptırın, daha önce mikro-TESE başarısız bile olsa ROSI tekniği hakkında bilgi alın ve bütün bunları yaparken eşinizin yaşını dikkate alın. Çünkü kadın yaşı ilerledikçe maalesef tüp bebek başarısı azalıyor. Aynı zamanda, ilerleyen yaş ile birlikte kadında yumurta rezervi azalıyor. Azoospermi tanısı konulup, çocuk sahibi olan oldukça fazla kişiye tanıklık etmiş biri olarak, öncelikle en önemlisi umudumuzu kaybetmiyoruz, tedavinin bir süreç olduğunu unutmuyoruz ve vazgeçmiyoruz. Böylece, pek çok başarılı sonuca, bir yenisini daha ekliyoruz.
 

Yayın tarihi: 23.07.2019
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.