Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

EBEVEYN-ÇOCUK ARASINDAKİ “ALT YAZISIZ SOHBETLER”

Ebeveyn-çocuk arasındaki “alt yazısız sohbetler”
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Ahmet Fatih Erkan’ YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

04.01.2019 - 00:01 | Son Güncelleme:

Çocuklar, söylemek ya da sormak istedikleri çoğu konuyu genellikle direkt ebeveynlerine aktarmazlar. Onların söylemleri çoğunlukla çözülmesi gereken bir şifre bazen de altyazısı olmayan, dilini bilmediğimiz bir film misalidir. Bu şifreyi çözmek biz yetişkinlerin sorumluluğundadır. Çocuk, “Ben mesajımı verdim” rahatlığıyla yoluna devam ederken, yetişkinler olarak biz “Acaba gerçekte ne anlatmak istiyor?” diyerek düşüncelere dalarız.

Dokuz yaşındaki Mert, annesine “Bulundukları şehirde kaç tane çocuğun anne-babasının boşandığını” sordu. Annesi bir anlık şaşkınlığını üstünden atar atmaz, konuyla ilgili bilgisinin olmadığını fakat araştırabileceklerini söyledi. Daha sonra beraber internet ortamında araştırdıklarında, aşağı yukarı bir bilgiye sahip olmuşlardı ama Mert konuya karşı araştırma ilgisini kaybetmiş görünüyordu. Annesi merakla “Bu sorunun cevabını merak etme sebebin neydi?” diye sordu fakat Mert çoktan ayakkabılarını giyip arkadaşları ile oyun oynamaya gitmek için hazırlanmaya başlamıştı. Annesine “Sadece merak etmiştim” dedi ve evden çıktı. Ertesi gün Mert tekrar okul dönüşü annesine “Peki Türkiye’de kaç tane çocuğun anne-babası boşanmıştır?” diye sordu. Anlaşılan bu konuda araştırma isteği devam ediyor gibi görünüyordu. Fakat annesi bir şeylerin yolunda gitmediğine artık kesin gözüyle bakıyordu. Ettikleri sohbetin şifresini çözmüş ve alt yazısını kolaylıkla okumuştu. Mert’in soruları, anne-babasının boşanması, kendisiyle yeteri kadar ilgilenemeyecekleri ve belki de terk edilme korkusundan kaynaklanıyordu. Annesi, çocuğunun kaygısını anladığını dile getirecek şekilde şunları söyledi: “Bazı anne babaların yaptığı gibi bizim de ayrılıp seni terk edeceğimizi düşünüp endişeleniyorsun. Böyle bir şey olmayacak. Ama bu konu seni tekrar endişeye sokarsa, yanıma gel ve bunu bana söyle. Senin endişeni gidereyim.”

Dört yaşındaki Beyza, annesiyle beraber anaokuluna gittiği ilk gün okulun içini geziyordu. Sınıfların arasında panolar vardı ve panoların üstü çocukların yaptığı resimlerle doluydu. Bu arada aileye Beyza’nın öğretmeni eşlik ediyordu. Beyza bir panonun önünde durdu ve herkesin duyabileceği yüksek bir ses tonuyla “Bu resimler çok kötü olmuş? , Kim yaptı ki bunları?” diye sordu. Beyza’nın anne ve babası büyük bir utanç duydular ve annesi “Bu resimler gayet güzel, senin çok kötü olmuş demen hiç hoş değil” dedi. Babasının da yüzü değişmişti. Kızgın ve gergindi. Bu sohbetin şifresini çözen Beyza’nın deneyimli öğretmeni hemen araya girerek “Beyza, burada çok güzel ve mükemmel resimler çizmek zorunda değilsin. Canın isterse, kötü ve çok basit resimler çizebilirsin” dedi gülümseyerek. Beyza çok rahatlamış görünüyordu. Asıl sorduğu sorunun cevabını almış gibiydi. Soru şuydu: ”Burada kötü resim yapan bir çocuğa ne yapılır?”

ÇOCUKLAR ANLAŞILDIKLARINI BİLMEK İSTER

Yukarıdaki örnekler gibi birçok şifreli, alt yazısız sohbetlere şahit olmuşuzdur. Bununla beraber, çocukla sohbet ederken altta yatan esas konuyu kaçırmamak adına çok çaba sarf etmemiz gerekir. Öncelik olarak çocuklar, anlaşıldıklarını bilmek isterler. Bu, onları inanılmaz derecede rahatlatır. Tüm yalnız hissetmeleri, acıları, hüzünleri ve gerginlikleri hafifler ve ortadan kaybolmaya başlar. Aynı zamanda, çocuklar anlaşıldıklarını hissettiklerinde, ebeveynlerine duydukları sevgi çoğalır ve sağlamlaşır. 

DUYGUSAL İLK YARDIMA İHTİYAÇLARI VAR

Çocuklarınıza anlaşıldıklarını hissettirdiğinizde, aslında onların problemlerine acil olarak ilk yardım yapmış olursunuz. Bu ilk yardımın adına da “duygusal ilk yardım” diyebilirsiniz. Bu da en az fiziksel ilk yardım kadar önemli ve yaşamsal bir yardım şeklidir. Genellikle önemsenmez, fakat duygusal boşluğun ve yaraların, insanın anlaşılmadığını hissetmesi durumunda zirve yaptığı artık çoğu çevre tarafından kabul ve tecrübe edilmektedir. Çocuğumuzun duygularını samimi olarak kabul ettiğimizde ve bunu dile getirdiğimizde, çocuğumuzun psikolojik dayanıklılığını artırmış ve istenmeyen gerçeklerle baş etme yeteneğini geliştirmiş oluruz.

Öğüt vermek ve eleştirmek, çocuğunuzla aranızdaki ilişkiyi soğuklaştırır ve küskünlük yaratır. Bunun yerine duygularını anlamak ve duygusal ilk yardımda bulunmak çok daha faydalı olacaktır.

HÜRRİYET AİLE ÖZEL

Yayın tarihi: 04.01.2019
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.