Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÇOCUKLARINIZLA OYUN OYNAYIN

Çocuklarınızla oyun oynayın
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Obengül Ejder’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Mutlu Aile Mutlu Çocuklar Aile ve Evlilik Terapisti, Psikoterapist Dr.
 
 

Yoğun çalışma hayatında, anne ve babalar çocuklarına çok az zaman ayırabiliyorlar. Sanal bir dünyanın içine daldı herkes. Aynı odada kafasını kaldırmadan ve birbirlerinin yüzüne bakmadan konuşuyor insanlar. Kimi televizyona dalmış, kimi elindeki telefona, kimi ise bilgisayardaki oyununa.

“Şu işlerim bir bitsin, şu sıkıntıları bir atlatayım, çocuklarımla ilgileneceğim, zaten hep onlar için çalışıyoruz.” diyen anne ve babalar, ertelenen hayatlar… Ertelenen hayatların ardından “keşke”lere dönüşen yaşlar.

Oyun; çocuğun fiziksel gelişimine katkı sağladığı kadar, hayal dünyasını genişleten, yaratıcılığına ve kişilik gelişimine en önemli katkıyı sağlar. Çocuğunuz büyüdüğünde; ne yediği yemeği, ne giydiği elbiseyi, ne de evdeki eşyaları hatırlayacak.

Hatırlayacağı tek şey sizinle geçirdiği zamanlar; eğer güzel anlarınız varsa her yaş o güzel anılarla yaşayacak. 

Kendi çocukluğumu hatırlıyorum; babam Aydın Nazilli’li, orada bahçemiz vardı, her yaz gider, iki üç ay orada kalırdık. Babam DSİ’de mühendisti, tıpkı kendi yaptığı barajlar gibi bize baraj yapmayı öğretirdi. Önce küçük göletler yapardık, sonra kargılardan su gözleri, önüne değirmen koyardık, büyük inşaattı anlayacağınız. Ya da bize büyük gelirdi, o küçücük gölet. En heyecanlı an, suyun tutulduğu, göleti doldurup da kargılardan su aktığı andı. Çığlık çığlığa bağırırdık, heyecandan yerimizde duramazdık. Günlerce nöbet beklerdik başında göletimiz kurumasın diye; kaç liraya mı mal oldu? Sıfır …

Kışın ise havanın güzel olduğu zamanlar, pazar günleri mutlaka pikniğe veya yaylaya giderdik. Tavla turnuvası yapardık, kozalaklardan kule. Hava kötü ise “Kızma birader” oynardık, hem de tatlısına; ama kim kaybederse o yapardı tatlıyı. Öyle dışarıdan alınan değil, kendi ellerinle yapacaksın. Erkek kardeşim beş yaşında öğrenmişti tatlı yapmasını. Bense pek beceremezdim, kuru incirlerin içine cevizi doldurur, üzerine kaymak koyar, “Tatlı işte” diye sunardım. 

  

Annem bebeklerime kıyafet dikebilmem için kalmış kumaş parçalarını verir, bana dikiş dikmeyi öğretirdi. Renk renk , boy boy düğmelerden yaratıcı elbiseler tasarlardık beraber.

O yıllarda da televizyon her zamanki gibi her evde birinci sıradaydı. Ama bizim evimizde değil. Hatırlıyorum da, eğer izlenecekse pazar sinemasında kovboy filmi ailece izlenmeliydi.

Her 23 Nisan’da kendi çocukluğum geliyor aklıma, şimdi 43 yaşındayım. Biliyorum ki her çocuk benim gibi büyüdüğünde kendi çocukluğunu hatırlayacak. Gelin henüz çocuğunuzun yaşam defterinin sayfaları yeni yazılıyorken, o sayfaları güzel anılarla, paylaşımlarla ve unutamayacağı duygularla dolduralım. Onların defterleri güzel yazılsın ki, bir gün kendi çocuklarının da sayfalarını güzel anılarla yazsınlar.

Çocuklarınızın ve sizin yüzünüz tıpkı 23 Nisan gibi her gün gülsün…

Yayın tarihi: 07.06.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.