Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

“ÇOCUKLAR HATA YAPARAK ÖĞRENİR”

“Çocuklar hata yaparak öğrenir”
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
 YAZARI TAKİP ET X
Soner Koşan’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Pedagog, Psikoterapist ve Hipnoterapist
 
 

04.05.2016 - 09:50 | Son Güncelleme:

Öz güven eksikliği, çocuğun sosyal ve okul başarısını derinden etkileyen bir sorun...

Çocuklarımız ergenlik döneminden sonra kendi dünyalarını kurmaya çalışırken bizim o güne kadar onlara gösterdiğimiz; eleştirilerimiz, aşırı korumacı yaklaşımlarımız, sevgi yöntemlerimiz, iç dünyalarındaki etkisini güçlendirir. Uzman Pedagog Soner Koşan, çocuklarda öz güven eksikliği konusunda önemli bilgiler verdi.

Her çocuk bir dünya olmak için uğraşırken bazen istemeden de olsa onu ya kendi dünyamızın uydusu ya da farklı bir gezegen haline getirme çabamız, çocuğun kendi dünyasına yabancılaşmasını sağlar. Kişinin kendine olan yabancılaşması öz güven sorununu veya agresyonu beraberinde getirir.

Bir yerlerde yanlış yapıyoruz ama nerede? Çevremize baktığımızda çocuklarımızda çıkan sorunlara benzer sorunların birçok çocukta olduğunu görüyoruz. Örneğin: Agresyon, çekingenlik, rizikolu işlere aşırı istek, dikkat dağınıklığı, gelecek korkuları, sınav kaygısı, kardeş kavgaları, sorumluluk duygularında azalma(ev, okul, ödev gibi alanlarda), bağımlılıklar (internet, TV, telefon, tablet veya Mmadde, alkol, sigara) gibi çocuklarımızı kendisine, geleceğine, bize yabancılaştıran bağımlılıklar. Akraba olmamamıza rağmen neden çocuklarımızda bu denli sorunlar ortak haline geliyor? Çünkü aynı yerlerde aynı hataları yapıyoruz. Bunlar neler?

Aşırı korumacı yaklaşımlar

Anne veya babanın çocuğun yaşı gereği yapması gereken sorumlulukları vermemesi veya verememesi. Bu ne demek? Çocuklar hata yaparak öğrenir. Yani çocuklar ya hata yaparak aklını kullanmayı öğrenecek bu kendine olan güvenini geliştirir. Veya aklını kullanamayarak hazır olan annesinin babasının öngörülerini, tecrübelerini, cesaretini, telkinini, motivasyonunu, korkularını, heyecanlarını kendisininmiş gibi kullanmaya başlayarak kendisini unutmaya ve değersizleştirmeye başlayacak. Bu durum önceleri çocuğun hoşuna gitse de sonraları bir alışkanlık haline gelmesine yol açar. İster istemez çocuk bu çaba gösterilmeyen davranış modelini uygulamaya başlar. Çünkü basit ve ebeveyn tarafından olumlu karşılanır.

Örneğin çocuğun ev, okul ve çevresinde yapması gereken sorumluluklar, ödevler, görevler çoğunlukla istemeden de olsa daha iyi, çabuk ve iyi olsun diye anne ve baba tarafından yapılıyorsa çocuk bu hazırcı yaklaşımı kabul etmeye başlar. Ebeveyn belli bir süre sonra yorulup bu sorumlulukları çocuğa devretmeye çalıştığında sorun çıkmaya başlar. Çünkü çocuk bunun kendi sorumluluğu dahilinde olmadığını savunur. Çatışmalar başlar ve ebeveynler bu sorumlulukları yaptırmak için; rüşvet verme, baskılama veya sorumlulukları vermeme yollarını seçerler. Seçilen her üç yolda yanlış ve çocuk için sıkıntılı, kabul edilmeyen yollardır. Çocuk bu yaklaşımlardan sonra kendisine, ailesine ve geleceğine dair yabancılaşma içine girebilir. Çocuğun kendine yabancılaşması demek, yeteneklerini, becerilerini yok sayması demek bu öz güven eksikliğini, çekingenliği ve pasifliği beraberinde getirir.

Aşırı korumacı yaklaşımlar nasıl oluşur?

Ebeveynin geçmişinde yapamadıklarından veya yaşamındaki mutsuzluklarından kaynaklanabilir.

BAŞARI ODAKLI ÇOCUK YETİŞTİRME

Çocuklarımız belli bir hedefe kanalize olmuş güdümlü mermiler değil. Onlar bizim gibi duyguları, öngörüleri, çıkmazları olan birey olmaya çalışan kişilerdir. Ebeveynin bu sistem içinde çocuğuna iyi bir gelecek vermek gayretindeyken çocuğuna fazla yüklenmesi veya çocuğu başarılı olduğunda onunla daha fazla ilgilenmesi, yanlış yaptığında ciddi eleştirmesi çocuğun kaygı ile yüzleşmesini sağlar ki buda çocuğu daha da geriletir. Duygusal zenginliği olan çocuklar daha hızlı öğrenebiliyor.

Çocuklarda öz güven eksikliğin gidermek için öncelikle çocuklarınızı anlamaya çalışmayın algılayın. Anlamak ve algılamak arasında önemli bir fark var.

Anlamak: karşıdaki kişi ne anlatırsa anlatsın sizin onun hakkındaki önyargılarınız veya kendi duygu düşünceleriniz neyse o kadar anlarsınız.

Algılamak: Karşınızdaki kişinin duygu düşüncesine gösterdiğiniz saygıdır. Karşınızdaki kişi bir şey anlattığında onu dinleyip anlamadığınız konularda sorular sormak ve onu kendisini ifade etmesine olanak sağlamaktır. 

Çocukların kaygı ve korkularını dinlemek gerekir. “Bu kaygılar yersiz”, “saçma”, “nereden çıkarttın” gibi cümlelerle çocukların öz güvenlerini yerine getiremezsiniz. Sadece çocukların kaygılarını derinleştirir ve kendinizden uzaklaştırırsınız. Çocuklarda kaygı bazen gurur, bazen utanma duygusunun, bazen aile, çevre baskısının altına saklanmış olabilir. Bunu çıkartabilecek sabır, toleransınız yoksa en yakın ve uygun vakitte çocuğunuzu pedagoga getirmelisiniz.

Öz güven eksikliği terapilerle çözülebilir bir durum. Erken müdahale edilmezse çocuğun sosyal ve okul başarısını derinden negatif etkileyebilecek bir sorun halini alır.

Uzman Pedagog Soner Koşan

çocuk psikolojisi
 

doktorsitesi.com 'a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.
Yayın tarihi: 04.05.2016
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu habere henüz yorum yapılmadı.